Otomobil dünyasında performans, hız ve konfor her zaman sürücülerin ilk dikkatini çeken unsurlar olmuştur; ancak mekanik gerçeklik bize gösterir ki, bir aracın ne kadar hızlı gidebildiğinden çok, ne kadar güvenli ve kısa mesafede durabildiği hayati önem taşır.
Sürüş güvenliğinizin en temel yapı taşı olan fren sistemleri, aracınızın kinetik enerjisini muazzam bir sürtünme gücüyle ısı enerjisine dönüştürerek sizi ve sevdiklerinizi hayata bağlar.
PratikAraba servis uzmanları olarak yılların getirdiği saha tecrübesiyle rahatlıkla söyleyebiliriz ki; fren sistemleri asla şakaya gelmez ve en ufak bir ihmali bile affetmez.
Ne yazık ki birçok sürücü, fren sisteminin sadece balata ve diskten ibaret olduğunu düşünür ve sistemin verdiği erken uyarı sinyallerini göz ardı eder. Oysa fren pedalı, direksiyon simidi ve aracın ön takımlarından gelen titreşimler, sesler veya hissiyat değişiklikleri, sistemin size gönderdiği birer "S.O.S" mesajıdır.
Frenlerinize her bastığınızda aracınızın size verdiği tepkileri doğru okuyabilmek, olası bir kazayı önlemenin yanı sıra yüksek maliyetli tamiratların da önüne geçer. Bu yazımızda servisimize en sık yansıyan dört temel fren sistemi şikayetini mekanik ve teknik boyutlarıyla ele alacağız.
Fren Yaparken Direksiyon Neden Titrer?
Otoyolda güvenle seyrederken yavaşlamak veya durmak için fren pedalına dokunduğunuz anda direksiyon simidinin ellerinizin arasında sağa sola şiddetle titrediğini hissetmek, sürücüleri en çok tedirgin eden durumlardan biridir. Bu titreme genellikle sadece direksiyonda değil, aynı zamanda fren pedalında bir "vuruntu" (tepme) ve hatta aracın ön göğsünde genel bir sarsıntı şeklinde kendini gösterir.
PratikAraba servislerimize bu şikayetle gelen araçlarda yaptığımız detaylı incelemelerde, sorunun %90 oranında "çarpılmış" veya "eğilmiş" (salgı yapmış) fren disklerinden kaynaklandığını tespit ediyoruz.
Peki, sert çelikten üretilen fren diskleri nasıl olur da eğilir? Fren yaptığınızda, fren balataları diske muazzam bir güçle baskı uygular ve bu sürtünme sonucunda disklerin sıcaklığı saniyeler içinde 300-400 santigrat derecelere, performanslı kullanımlarda ise 600 derecelere kadar çıkabilir. Bu aşırı ısınma halindeki disklerin aniden soğuması (termal şok) metalin moleküler yapısında genleşme ve büzülme düzensizliklerine yol açar.
Örneğin; uzun ve dik bir yokuşu fren yaparak indikten hemen sonra, fren diskleriniz kor halindeyken derin bir su birikintisinden geçmek veya aracı yıkamacıya sokup sıcak jantlara doğrudan tazyikli soğuk su tutturmak, diskin anında çarpılmasına neden olur.
Çarpılan bir diskin yüzeyi artık jilet gibi dümdüz değildir; mikroskobik veya gözle görülür düzeyde dalgalanmalar (salgı) oluşmuştur. Fren yaptığınızda, balatalar bu dalgalı yüzeye tam basamaz ve diskin dönme hızıyla orantılı olarak kaliperler üzerinden saniyede onlarca kez dışa doğru itilir ve geri çekilir. Bu sarsıntı, kaliperlerden rot kollarına, oradan da direksiyon kutusu aracılığıyla doğrudan ellerinize, yani direksiyon simidine iletilir.
Bu sorunun çözümü, diskin eğilme toleransına ve mevcut kalınlığına bağlıdır. Diskteki et kalınlığı üreticinin belirlediği minimum sınırın üzerindeyse, hassas yüzey taşlama (torna) işlemi ile disk yüzeyi sıfırlanarak dalgalanma giderilebilir.
Ancak disk zaten aşınmış ve incelmişse, torna işlemi diski daha da zayıflatıp kırılma riski yaratacağından, tek güvenli çözüm disklerin takım halinde (sağ ve sol) sıfır, orijinal veya yüksek kaliteli OEM parçalarla değiştirilmesidir. Yeni disk takıldığında balataların da mutlaka yenilenmesi gerekir; zira eski, bozuk yüzeye alışmış balatalar yeni diski de kısa sürede bozacaktır.
Fren Pedalında Yumuşama, Şişme veya Boşluk Hissi Neden Olur?
Sürücünün yolla kurduğu en önemli fiziksel bağlardan biri de fren pedalının hissiyatıdır. Aracınızı tanıdığınız için frenin ne kadar basıldığında tepki vereceğini kas hafızanızla bilirsiniz. Ancak bir gün pedala bastığınızda ayağınızın altında süngerimsi, yumuşak bir his oluşuyor ve pedal tabana kadar iniyorsa ya da tam tersi pedal taş gibi sertleşip milim kıpırdamıyorsa, sistemde çok ciddi, acil müdahale gerektiren bir kriz var demektir.
Pedalda Yumuşama ve Süngerleşme Hissi (Dibe Çökme): Bu durumun teknik olarak bir numaralı faili, kapalı bir hidrolik basınç hattı olan fren sistemine "hava" girmesidir. Fizik kuralları gereği sıvılar (fren hidroliği) sıkıştırılamaz; bu yüzden pedala bastığınızda merkezdeki güç aynen tekerleklere iletilir. Ancak gazlar (hava) sıkıştırılabilir. Sisteme hava girdiğinde, pedala uyguladığınız güç balataları itmek yerine sistemdeki havayı sıkıştırmaya harcanır.
Sonuç olarak pedal yumuşar, adeta bir süngere basıyormuşsunuz hissi verir ve aracın durma mesafesi felaket boyutlarda uzar. Havanın sisteme girmesi genellikle gizli bir hidrolik kaçağından, yıpranmış fren hortumlarından veya fren hidrolik yağının kaynayarak gaz (buhar) baloncukları oluşturmasından kaynaklanır. Acilen sistemin havasının profesyonel vakum cihazlarıyla alınması ve kaçağın bulunması şarttır.
Pedalda Şişme ve Taş Gibi Sertleşme: Fren pedalına basmak için bacağınızla inanılmaz bir efor sarf etmeniz gerekiyor ancak araç inatla yavaşlamıyorsa, sorun fren servosu (halk arasındaki adıyla Westinghouse) arızasıdır. Fren servosu, motorun emme manifoldundan aldığı vakum gücünü (dizel araçlarda vakum pompası kullanılır) kullanarak, ayağınızla uyguladığınız kuvveti yaklaşık 4-5 katına çıkaran bir destek asistanıdır. Eğer servo diyaframı yırtılırsa, vakum hortumunda çatlak/kaçak oluşursa veya çekvalf arızalanırsa, bu vakum desteği kaybolur. Frenleriniz mekanik olarak tutmaya devam eder ama o 1-2 tonluk aracı sadece kas gücünüzle durdurmanız gerekir ki bu da pedalı taş gibi sert hissetmenize neden olur.
Pedalda Boşluk ve Kademeli Tutma: Pedala bastığınızda ilk birkaç santimetrede hiçbir tepki yoksa ve frenler "aşağıda" kavrıyorsa, bunun sebebi genellikle aşırı bitmiş fren balataları veya fren ana merkez silindirindeki (master cylinder) iç sızdırmazlık elemanlarının (keçelerin) aşınmasıdır. Balata çok bittiğinde, pistonların diske ulaşması için daha fazla sıvı ve daha fazla pedal hareketi gerekir. Eğer ana merkez silindir içten basınç kaçırıyorsa, pedala bastığınızda hidrolik yağ tekerleklere gitmek yerine geri teperek basınç kaybı yaratır; trafikte beklerken ayağınızın altındaki pedalın yavaş yavaş tabana doğru çöktüğünü hissedersiniz.
Frenlerden Gelen Islık veya Sürtünme Sesinin Sebebi Nedir?
Aracınızın pencereleri açıkken düşük hızlarda frene her dokunuşunuzda sokaktaki herkesin dönüp bakmasına neden olan o tiz "ciyaklama", ıslık veya "metal metale kazıma" sesleri, fren sisteminin lisanında duyabileceğiniz en net şikayet belirtileridir. Sesin karakteri, sorunun ne kadar ilerlediğinin de doğrudan göstergesidir.
PratikAraba servisimizde yaptığımız tespitlere göre bu seslerin birkaç temel karakteri vardır.
Tiz Islık ve Ciyaklama Sesleri: Bu sesin en masum sebebi, "aşınma ikaz sacı" dediğimiz küçük ama akıllı bir parçadır. Kaliteli fren balatalarının kenarında, balata ömrünü tamamlamaya (yaklaşık 2-3 mm kalınlığa) yaklaştığında diske sürtmeye programlanmış metal bir tırnak bulunur. Frene bastığınızda bu tırnak diske sürterek tiz bir ıslık çalar ve size "Acilen balataları değiştir, yolda kalacaksın!" mesajı verir. Ancak balatalarınız yeniyse ve yine de ıslık çalıyorsa, sebep balata bileşenleridir. Günümüzde çevre standartları gereği balata üretiminde asbest kullanımı yasaklanmış, yerine bakır, çelik tozu ve organik fiberlerden oluşan sert alaşımlar kullanılmaya başlanmıştır. Bazen bu sert metal tanecikleri diske sürterek doğal bir rezonans ve ses oluşturur. Ayrıca balata ve kaliper arasına sıkışan yoğun balata tozu veya sisteme giren ince bir kum tanesi de bu sesin nedeni olabilir. Balata yüzeylerinin zımparalanması, disk yüzeyinin temizlenmesi ve kaliper pimlerinin yağlanması bu tür rezonans seslerini genelde keser.
Camlaşma (Glazing) Nedeniyle Oluşan Sesler: Özellikle trafikte sürekli yarım frenle ilerleyen, yokuş aşağı inerken vites küçültüp motor freni kullanmak yerine sürekli fren pedalında giden sürücülerin araçlarında görülür. Aşırı ısıya maruz kalan balatanın yüzeyi yanar ve pürüzlü dokusunu kaybederek ayna gibi parlak ve pürüzsüz (camlaşmış) bir hale gelir. Diskin yüzeyi de bu ısıdan nasibini alıp ayna gibi parlar. İki pürüzsüz yüzey birbirine sürtündüğünde hem ciddi bir ıslık sesi çıkar hem de sürtünme katsayısı inanılmaz derecede düşerek fren mesafesini uzatır.
Hırşlama, Kazıma ve Metalin Metale Sürtme Sesi: İşte bu ses, bir otomobil kullanıcısının duyabileceği en tehlikeli ve en masraflı seslerden biridir. Balatanın üzerindeki sürtünme materyali (ferodo) tamamen tükenmiş, geriye sadece balatanın ana gövdesini oluşturan çelik (demir) plaka kalmıştır. Frene bastığınızda balatanın demiri, doğrudan fren diskinin demirine sürtünerek onu adeta bir torna tezgahı gibi kazar ve derin oluklar açar. Araçta bu ses duyulduğunda kesinlikle yola devam edilmemeli, araç derhal uzman servise çekici ile getirilmelidir. Çünkü bu aşamadan sonra sadece balata değiştirmek yetmez, derin çiziklerle oyulmuş fren diskleri de çöpe gider ve takım olarak değiştirilmesi zorunlu hale gelir; aksi halde onarım faturanız iki veya üç katına çıkar.
Fren Hidrolik Yağı Ne Zaman ve Ne Sıklıkla Değiştirilmelidir?
Otomobil bakım rutinlerinde motor yağı, şanzıman yağı, antifriz gibi sıvılar genellikle titizlikle takip edilirken; kaputun altındaki en kritik, en hayati ama maalesef en çok ihmal edilen sıvı "Fren Hidrolik Yağı"dır. Çoğu araç sahibi, hidrolik seviyesinde bir eksilme olmadıkça fren yağının ömürlük olduğunu zanneder. Bu teknik olarak çok büyük ve ölümcül sonuçları olabilecek bir yanılgıdır.
Fren hidrolik sıvıları (genellikle DOT 3, DOT 4, DOT 5.1 standartlarındadır), kimyasal yapıları gereği "higroskopik"tir. Bu kelime, hidroliğin atmosferdeki nemi (suyu) bir sünger gibi kendine çekme ve hapsetme özelliğine sahip olduğu anlamına gelir. Fren sistemi tamamen kapalı bir devre gibi görünse de, fren hidrolik deposunun kapağındaki havalandırma deliğinden veya kauçuk fren hortumlarının mikro gözeneklerinden yıllar içerisinde sisteme nem sızar.
Taze, kaliteli bir DOT 4 fren hidroliğinin kaynama noktası yaklaşık 230-260 santigrat derece arasındadır. Ancak içine zamanla sadece %3-4 oranında su (nem) karıştığında, bu kaynama noktası aniden 150-160 derecelere kadar düşer. Sürüş sırasında yoğun fren kullandığınızda kaliperlerde oluşan aşırı ısı hidroliğe transfer olur. Eğer hidroliğin içinde nem varsa, bu nem düşük sıcaklıklarda kaynamaya başlar ve sistemin içinde "su buharı" (gaz kabarcıkları) oluşturur. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi gazlar sıkıştırılabilir özelliktedir. Fren hidroliğiniz kaynadığında (buna mühendislik dilinde Vapor Lock - Buhar Kilidi denir), fren pedalına bastığınızda pedal hiçbir direnç göstermeden halıya kadar yapışır ve aracın frenleri tamamen boşalır. Siz durmaya çalışırken aracınız durmaz. Bu dehşet verici durum genellikle dağ yollarında aşağı inerken meydana gelir ve sonuçları felakettir.
Ayrıca, suyun metal parçalar üzerindeki etkisi olan korozyon (paslanma), ABS pompası beyinlerinde, merkez silindirlerinde ve kaliper pistonlarında içten içe çürümeye yol açarak binlerce liralık arızalara kapı aralar. Eski hidrolik sıvısının rengi zamanla şeffaf altın sarısından bulanık koyu kahverengiye ve yeşile döner.
Peki ne sıklıkla değişmeli?
PratikAraba uzmanları ve uluslararası otomotiv otoriteleri, fren hidroliğinin araç kilometresi ne olursa olsun (araç garajda hiç çalışmadan yatsa dahi nem emeceğinden)
maksimum 2 yılda bir veya
40.000 - 60.000 kilometrede bir (hangisi önce dolarsa) tamamen yenilenmesini kesin bir dille şart koşar. Servisimize geldiğinizde, fren hidroliğinizin sağlığını gözle değil, hidroliğin içindeki su oranını yüzdelik dilimle ve kaynama noktasıyla ölçen özel hassas "hidrolik nem ölçüm kalemleri" cihazlarımızla bilimsel olarak test ediyoruz.
PratikAraba servisi olarak müşterilerimize
TSE 12047 "A" kalite servis standartlarında ve
4077 sayılı Tüketici Koruma Kanununa uygun şekilde hizmet vermekte olup aracınıza dair tüm işlemleri, özellikle fren sistemi gibi hayati güvenlik unsurlarını yazılı olarak garantili bir şekilde yapmaktayız.
Bakım ve onarım esnasında marka üreticisi tavsiyesine uygun, can güvenliğinizi asla tehlikeye atmayacak standartlarda
orijinal ve
OEM (Original Equipment Manufacturer) onaylı birinci sınıf kaliteli yedek parça ve sıvılar kullanmaktayız.
Periyodik bakım ve onarımlarda
PratikAraba servisini tercih ettiğinizde
www.pratikaraba.com/periyodik-bakim.html a tıklayarak aracınızın periyodik bakım fiyatını şeffafça görebilir ve yenilikçi
mobil aplikasyon sistemi ile aracınızın periyodik bakımında değişen fren bileşenlerini, yağları, işçilikleri anlık olarak takip edebilir, sonraki bakım kilometre ve zamanınızı cebinizden kolayca öğrenebilirsiniz. Frenleriniz şansa bırakılamaz,
PratikAraba güvencesiyle daima güvende kalın.
Fren Balatalarınızı Ne Sıklıkta Değiştirmelisiniz?Pro-Pratik Ekspertiz Nedir?Oto Servis Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?