Güvenli bir sürüşün temel direği hiç şüphesiz kusursuz çalışan bir fren ve yönlendirme sistemidir. Birçok araç kullanıcısı, fren sisteminin yalnızca balata kalınlığından veya disklerin görünen durumundan ibaret olduğunu düşünür. Oysa ki modern otomobillerde güvenlik, kimyasal ve mekanik bileşenlerin mükemmel bir uyum içinde çalışmasına bağlıdır.
Servisimize gelen sürücülerden sıklıkla "Balatalarım henüz bitmedi ama frenlerim eskisi gibi tutmuyor" ya da "Direksiyonum ağırlaştı, sebebi ne olabilir?" gibi şikâyetler alıyoruz.
Aracınızın yolda durmasını sağlayan fren sistemi ile rotasını belirleyen hidrolik direksiyon ünitesi, zamanla hem fiziksel yorgunluğa hem de kimyasal yaşlanmaya maruz kalır.
Çoğu zaman gözle görülemeyen bu yıpranmalar, ani bir fren anında durma mesafenizi tehlikeli seviyede uzatabilir veya yüksek hızda viraj alırken kontrolü zorlaştırabilir. Sürüş güvenliğinizi şansa bırakmamak adına, mekanik ve sıvı bazlı bu kritik parçaların çalışma prensiplerini ve doğru bakım yöntemlerini çok iyi bilmek gerekir.
Fren Balataları Aşınmasa Bile Bir Süre Sonra Sertleşir mi?
Sürücüler arasında en yaygın yanılgılardan biri, "Balatanın et payı kalınsa fren sistemi güvenlidir" düşüncesidir. Ancak balatanın kalınlığı tek başına yeterli bir ölçüt değildir. Fren balataları; organik lifler, metalik tozlar, seramik partiküller ve bunları bir arada tutan özel reçinelerin yüksek basınç altında preslenmesiyle üretilir. Zaman içerisinde yoğun ısı döngüleri ve çevresel faktörler nedeniyle balatalar fiziksel özelliklerini kaybederek sertleşebilir.
Termal Şok ve Camlaşma (Glazing): Yoğun şehir içi trafiğinde sık dur-kalk yapmak, dik rampalardan inerken sürekli frene basmak veya yüksek hızdan yapılan ani frenlemeler, fren balatası ile disk arasında sıcaklığın 500-600°C seviyelerine çıkmasına neden olur. Eğer sürücü sert frenlemeler sonrasında aracını soğumaya bırakmadan freni basılı tutarsa ya da aşırı ısınan balata aniden su birikintisine girerek termal şoka uğrarsa, balata yüzeyindeki bağlayıcı reçineler eriyerek yüzeye çıkar ve donar. Bu duruma halk arasında "balatanın camlaşması" denir. Camlaşan yüzey ayna gibi parlar, sürtünme katsayısını büyük oranda kaybeder ve diski ısırmak yerine üzerinde kaymaya başlar.
Yaşlanma ve Raf Ömrü: Yılda sadece 4.000 - 5.000 kilometre yapan düşük kilometreli araçlarda balata aşınması görülmeyebilir. Fakat aradan geçen 4-5 yıl boyunca sürekli neme, yol tuzlarına, mevsimsel sıcaklık farklarına maruz kalan balata kimyasalı ömrünü tamamlar. Reçine kurur, sertleşir ve taşlaşır. Sertleşen balata artık esnek sürtünme yapısını yitirdiği için şu olumsuzluklara yol açar:
*
Uzatılmış Durma Mesafesi: Pedal hissi sertleşir, pedala ne kadar güçlü bassanız da araç kayıyormuş gibi durma mesafesi önemli ölçüde uzar.
*
Tiz ve Rahatsız Edici Sesler: Metalik sürtünme arttığından, hafif basışlarda dahi kulak tırmalayıcı ıslık veya ötme sesleri meydana gelir.
*
Fren Diskinde Aşırı Aşınma: Normal şartlarda balata aşınarak diski korumalıdır. Ancak taşlaşan balata diski zımpara gibi yiyerek erken çizilmesine ve fatura (kenar aşınması) yapmasına neden olur.
Bu nedenle
PratikAraba olarak servisimizde, sadece balata kalınlığını değil, balatanın yüzey parlaklığını, sertlik durumunu ve diske temas homojenliğini de titizlikle kontrol etmekteyiz.
Fren Hidroliği ve Antifriz Neden Belirli Aralıklarla Kontrol Edilir?
Otomobil sıvılarının çoğu sadece "seviye kontrolü" yapılarak ihmal edilir. Kaput açıldığında haznenin dolu görünmesi, içindeki sıvının kimyasal işlevini yerine getirdiği anlamına gelmez. Fren hidroliği ve motor antifrizi zamanla yaşlanan ve özelliklerini kaybeden kimyasallardır.
Fren Hidroliğinin Higroskopik Yapısı ve Buhar Tıkacı: Fren hidrolik yağı (DOT 3, DOT 4, DOT 5.1), ortamdaki nemi ve suyu bünyesine çekme özelliğine (higroskopik yapı) sahiptir. Sistem tamamen kapalı görünse de hidrolik hortumlarının mikroskobik gözeneklerinden ve genleşme kabının kapağındaki hava deliğinden zamanla sisteme nem sızar. Taze bir DOT 4 hidrolik yağının kaynama noktası yaklaşık 230-260°C civarındadır. Ancak hidrolik sıvısı içindeki su oranı yalnızca %3 seviyesine ulaştığında, kaynama noktası 155°C'nin altına düşer.
Yoğun bir frenleme yapıldığında kaliperdeki yüksek ısı fren hidroliğini kaynatır. Sıvı içindeki su kaynayarak buharlaşır ve gaz kabarcıkları oluşturur. Sıvılar sıkıştırılamazken gazlar sıkıştırılabilir. Sürücü frene bastığında tüm pedal basıncı bu gaz kabarcıklarını sıkıştırmaya harcanır; fren pedalı tabana kadar düşer ve araç hiç fren tutmaz. Bu tehlikeli duruma literatürde
"buhar tıkacı" (vapor lock) adı verilir. Ayrıca hidrolik içindeki su; ABS/ESP modülünün valflerini, fren merkezini ve kaliper pistonlarını içten içe paslandırarak çok yüksek maliyetli arızalara zemin hazırlar. Bu sebeple fren hidroliği her 2 yılda bir veya 40.000 km'de bir özel kaynama noktası test cihazlarıyla ölçülerek yenilenmelidir.
Antifrizin Korozyon ve pH Koruması: Birçok araç sahibi antifrizi sadece kışın motor suyunu donmaya karşı koruyan bir sıvı olarak bilir. Gerçekte antifriz (etilen glikol bazlı formül), motorun çalışma sıcaklığında suyun kaynamasını önler (kaynama noktasını 108-115°C'ye çıkarır) ve içeriğindeki özel organik korozyon inhibitörleri sayesinde motor bloğunu, radyatörü, termostatı ve su pompasını pas ve kireçlenmeye karşı korur. Zamanla antifrizin içindeki bu koruyucu kimyasallar tükenir ve sıvının pH değeri asidik tarafa kayar. Asidik hale gelen soğutma sıvısı; silindir kapak contasını çürütür, kalorifer peteğini tıkar ve alüminyum alaşımlı motor bileşenlerinde erimelere yol açar. Bu nedenle antifrizin hem donma derecesi (refraktometre ile) hem de kimyasal temizliği her periyodik bakımda kontrol edilmelidir.
Disk Taşlama Güvenli Bir İşlem midir?
Fren pedalında titreşim hisseden veya disk yüzeyinde oluklar fark eden araç sahiplerinin en çok araştırdığı konulardan biri disk taşlama işlemidir. Bu konu oto sanayide çokça tartışılsa da mühendislik açısından net kurallara bağlıdır: Disk taşlama,
sadece belirli teknik sınırların içinde kalındığında ve doğru ekipmanla yapıldığında güvenlidir.
Fren diskleri, döküm demir malzemeden üretilir ve üretici firma tarafından diskin üzerine milimetrik olarak kazınmış bir
"MIN TH" (Minimum Thickness - Minimum Kalınlık) değeri bulunur. Örneğin fabrikasyon kalınlığı 24 mm olan bir diskin minimum toleransı 21.8 mm olabilir. Taşlama işlemi yapılmadan önce mikrometre ile diskin et kalınlığı kesinlikle ölçülmelidir. Eğer yapılacak pürüzsüzleştirme operasyonundan sonra diskin kalınlığı bu minimum toleransın altına inecekse, disk asla taşlanmamalı ve derhal yenisiyle değiştirilmelidir.
Taşlama işleminin güvenlik riskleri ve dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır:
*
Aşırı Isınma ve Eğilme Riski: Toleransın altına düşmüş, incelmiş bir disk kütlesini kaybeder. Isıyı absorbe edip dağıtacak yeterli metal hacmi kalmadığı için disk çok çabuk kızarır ve ilk sert frenlemede yeniden yamularak direksiyonda eskisinden daha şiddetli titremelere yol açar.
*
Kırılma ve Çatlama Tehlikesi: İncelen disk, yüksek hızda panik fren yapıldığında kaliper pistonunun oluşturduğu muazzam basınca dayanamayarak göbekten ayrılabilir veya radyal yönde çatlayabilir. Bu durum hareket halindeyken tekerleğin kilitlenmesine veya frenin tamamen boşalmasına neden olabilir.
*
Tezgâh Kalitesi: Disk araç üzerinden sökülüp kalitesiz torna tezgâhlarında yanlış referans noktalarından bağlandığında salgı (balanssızlık) daha da artabilir. Şayet taşlama yapılacaksa, bu işlem disk araç üzerindeyken porya ile birlikte çalışan modern araç üstü disk torna cihazları ile yapılmalıdır.
PratikAraba servisimizde mühendislik standartlarına tam bağlılık gösteriyor; kalınlık ömrünü doldurmuş, yüzeyinde derin termal kılcal çatlaklar oluşmuş diskleri taşlamak yerine güvenliğiniz için orijinal veya OEM onaylı parçalarla değiştirmeyi tercih ediyoruz.
Direksiyon Hidroliği Zamanla Bozulur mu?
Geleneksel hidrolik veya elektro-hidrolik direksiyon sistemine sahip araçlarda göz ardı edilen en kritik parçalardan biri direksiyon hidrolik yağıdır (ATF veya özel CHF direksiyon sıvıları). Birçok sürücü ve hatta tecrübesiz tamirci, direksiyon sıvısının "ömürlük" olduğunu düşünür. Ancak bu büyük bir yanılgıdır.
Direksiyon hidroliği; direksiyon pompası, direksiyon kutusu, valfler ve sızdırmazlık keçeleri arasında yüksek basınç (kimi araçlarda 80-120 bar) altında sürekli olarak çalışır. Zaman içerisinde şu süreçlerle bozulmaya uğrar:
Termal Oksidasyon ve Viskozite Kaybı: Sıkışık trafikte yapılan manevralar, direksiyonun tam turda (son noktada) zorlanması ve motor bölümünün ısısı hidrolik sıvısının sıcaklığını yükseltir. Isınan yağ zamanla oksitlenir, viskozitesini (akışkanlık dengesini) kaybeder ve moleküler yapısı parçalanır. Sıfır bir direksiyon hidroliği berrak kırmızı, yeşil ya da açık sarı renkteyken; bozulmuş hidrolik koyu kahverengi veya siyaha döner ve yanık kokusu yayar.
Aşınma Parçacıkları ve Pompa Hasarı: Pompa kanatçıkları ve direksiyon kutusu dişlileri çalışırken mikron düzeyinde metal talaşları üretir. Aynı zamanda iç keçelerden ve kauçuk hortumlardan kopan küçük parçacıklar hidroliğe karışır. Kirlenen yağ, dolaşım esnasında adeta bir aşındırıcı macun gibi davranarak direksiyon pompasının iç yataklarını çizer.
Direksiyon hidroliğinin ömrünü tamamladığını gösteren en net işaretler:
*
Direksiyonda Ağırlaşma ve Sertleşme: Özellikle düşük hızlarda veya park manevralarında direksiyonun belirgin şekilde sertleşmesi.
*
Uğultu ve Vızıltı Sesleri: Direksiyonu çevirdiğinizde, özellikle tam tur dönüşlerde kaput altından "vııınnn" şeklinde inleme veya uğultu sesi gelmesi (pompanın zorlandığının habercisidir).
*
Sabahları Gecikmeli Tepki: Soğuk havalarda ilk çalıştırmada direksiyonun birkaç saniye kaskatı kalması ve sonradan yumuşaması.
Sistemin sağlıklı çalışması ve binlerce liralık direksiyon kutusu veya pompası revizyonlarının önüne geçilmesi için direksiyon hidroliğinin ortalama
3 yıl veya 60.000 kilometrede bir yıkanarak (flushing yöntemiyle eski yağ tamamen tahliye edilip) üretici standardındaki yeni sıvı ile doldurulması gerekir.
PratikAraba servisi olarak müşterilerimize
TSE 12047 "A" kalite servis standartlarında ve
4077 sayılı Tüketici Koruma Kanununa uygun şekilde hizmet vermekte olup aracınıza dair tüm işlemleri garantili olarak yapmaktayız.
Bakım ve onarım esnasında marka üreticisi tavsiyesine uygun
orijinal ve
OEM (Original Equipment Manufacturer) onaylı yedek parça kullanmaktayız.
Periyodik bakım ve onarımlarda
PratikAraba servisini tercih ettiğinizde
www.pratikaraba.com/periyodik-bakim.html a tıklayarak aracınızın periyodik bakım fiyatını görebilir ve
mobil aplikasyon sistemi ile aracınızın periyodik bakımda değişen malzemelerini ve sonraki bakım kilometre ve zamanını öğrenebilirsiniz.
Periyodik Araç Bakımı Nedir?Araç Bakımı Kaç Km'de Yapılır?Araç Periyodik Bakımı Nerede Yapılır?